Şu günlerde konuşmayı yeni öğrenmiş
çocuktan tutun da okuryazarlığı olmayan yaşlılara kadar herkesin ağzına sakız
olan bir söz var. Son günlerde pek sık kullanılmasa da daha uzun süre
kulaklarda çınlayacak olan milenyum dan
bahsediyorum. Herhalde daha önceki bin yıldan farklı olacak ki adına
milenyum denmiş!
Eee artık milenyuma da girdik AT’ye
üye olmazsak ayıp (!) olur. Üye olmak için ne yapalım? Öncelikle onlara
benzemeye çalışalım, yani rumuzu moda olan terbiyesizliği biz de yapalım
konuşurken anlamını bilmesek dahi yabancı kelimeleri fazlaca kullanalım ki; hem
karşımızdakinin bir şey anlamasına fırsat v
ermeyelim
hem de beğenisini kazanalım. Sonra şu eskiyen örf ve adetlerimizi bir kenara
bırakıp Batıdan ithal ettiğimiz yeni adetleri benimseyelim. Mesela üç öğün az
geliyor diye dördüncüsünü yani “5 çayı” nı da ekleyiverelim. Akşamları
sıkılınca dışarı çıkıp, gece yarıları evin yolunu bulduğumuzda hesap sormaya kalkanlara Almanya’daki aile
yapısını anlatmaya başlayalım. Ekonomik özgürlüğümüzü kazanmak için yüksek
öğrenim tahsili yaparken yaşama özgürlüğümüzü kaybedelim. Batı’dan
getirdiğimizi kabul ettiremeyince “ Atatürk senin yaptığına karşı idi” diyerek kelimelerle anlatılamayan
böyle bir insanı eleştiriler karşısında kalkan yapalım.
Hayır
ben bu şekilde Batı’nın ve batılın esiri olmuş bir Türkiye istemiyorum. Ben kendi
çıkarlarını toplumunkine feda eden, birbirlerini insan olmalarından
ötürü seven, gözlerini hoşgörü gözlüklerini taktıktan sonra açan, insanları
kardeş bilen, hiçbir işine hile, yalan, dolan, hırsızlık karıştırmayan, içinin
de dışının olması gerektiği gibi temiz olan, kimsenin hakkında kötü düşünmeyen,
kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapmayan, insanlığa hizmeti kendine
amaç edinen, tembellik mikrobunun çalışkanlık aşısını çoktan almış, gelişen
teknolojinin ensesinden ayrılmayan, ilmin yaşı yoktur ilkesini benimsemiş,
tarihine, kültürüne, örf ve adetlerine sahip çıkan, insan gibi insanların
yaşadığı demokratik bir ülke istiyorum. Kısacası tüm bu sayılanları bir bütün
olarak ele alan dini 21. yüzyılda daha iyi anlayan ve yaşayan bir Türkiye
istiyorum. Ben üretken yatırımcı yapısal iyileşme için emek sarf eden ve ne
istediğini bilen yani aklını kullanabilen bir Türkiye istiyorum.
Tabir caiz ise kendi yağı ile kavrulabilen, ayakta durmak için
başkasına ihtiyacı olmayan, nereden bakarsanız mükemmeli görebileceğiniz bir
Türkiye istiyorum.
Ben görenlerin dilini yuttuğu
yaşamaya değer bir Türkiye istiyorum.
Nilgün
IRMAK
ATML
11/A